Sitemize HoşgeldinizBaşkanYatırım ve ProjelerimizİletişimFoto GaleriBasın
   

 

Kalecik Hakkında

 

KALECİK’ İN TARİHÇESİ


Kalecik ve civarında ilk defa M.Ö.3500-4000 yıllarında iskan edilmiş olduğu araştırmacılar ve tarih adamlarınca tahmin edilmektedir.

Kalecik ve civarında Hititler zamanında önemli bir bölge olduğu Tüney Köyü civarındaki İnandık kazılarında bulunan eski Hitit dönemine ait Mabed, Bağış Tableti ve Kabartmalı Vazodan anlaşılmaktadır.

M.Ö. 4000 yıllarında Frikyalıların da Kalecik ve civarında oturduğu bulunan tarihi eserlerden anlaşılmaktadır.

Kalecik Kalesi Romalılar devrinde Bursa Tekfuru tarafından kızana çeyiz olarak yaptırıldığı adının da meşran adıyla anıldığı Evliye Celebinin seyahatnamesinde bahsedilmektedir. Bu dönemde Kalecik Kalenin etrafında serpilmiş küçük bir kasaba olması nedeniyle Kale kelimesinin cik eki getirilerek küçük anlamına gelen bu günkü KALECİK ismini almıştır.

Anadolu’ya Trakya üzerinden gelmiş Galatlar Ankara-Kalecik ve çevresine hakim olmuşlardır. Galatlardan sonra Kalecik ve civarı bir müddet Roma İmparatorluğunun hakimiyeti altında kalmıştır. Daha sonra Kalecik Bizans İmparatorluğunun hakimiyeti altına girmiştir.

Ramsay Kalecik’in Ankara dan Çankırı istikametine giden ve trajen zamanından kalma Romalılara ait bir yol şebekesi olduğunu belirtir. Ayrıca Çankırı Kalecik arasının 36 mil olduğunu Kalecik’te biri trajen ve diğeri Katrian zamanlarına ait iki adet mil taşı olduğunu bunlarda görülen 35-38 rakamların ise Çankırı ile Kalecik arasındaki mesafeyi gösterdiği söylenmektedir.

Türklerin 1071 yılında Malazgirt’te Bizanslıları yenmesinden sonra artık Bizanslılar tutunamamışlar ve geri çekilmek zorunda kalmışlardır.

1243 yılında Selçuklu ordusunun Kösedağında yapılan savaşta Baycu Noyan idaresindeki Moğol kuvvetlerine yenilmesi üzerine Anadolu’daki diğer şehirler gibi Kalecik’te onların hakimiyeti altına girmiştir.

Fatih Sultan Mehmet’in 1461 yılında Candaroğulları beyliğine son vermesi üzerine Kalecik artık tamamen Osmanlıların eline geçmiş olduğu, Osmanlılar zamanında Kalecik ticari yönden gelişmiş bir merkez idi ve küçük mısır namı ile Anadolu da ün salmıştır.

Ünlü Evliye Celebi 1611-1682 seyahatları esnasında Kalecik’e uğramış ve o dönemlerde Kalecik’te 200 adet çatılı ev olduğunu yazmıştır.







KALECİK’ İN EKONOMİK YAPISI


Bölgede nüfusun başlıca ekonomik faaliyet alanı ve temel geçim kaynağı tarımdır.

İlçe merkezinde 17 ve 18 yüzyıllarda oldukça gelişmiş olan kumaş dokumacılığı ve tabakçılık gibi el sanatlarına dayanan sanayi dalları artık görülmemektedir.

İlçede 39315 hektar arazide tarım yapılmaktadır. Bunun 34930 hektarı tarla ziraatı 4385 hektarı ise bağ ve bahçe ziraatidir.

Tarımsal üretimde modern teknoloji gereklerine son yıllarda uyulmaktadır. Tarım arazisinin yaklaşık 7000 hektarı sulanmaktadır. Bunun büyük bölümü pompaj sistemi ile Kızılırmak’tan sulanmaktadır.

22000 hektar tarım arazisinden yıllık ortalama 44000 ton buğday önde gelmektedir. 1100 hektar araziden 30000 ton şeker pancarı 15000 ton domates 12000 ton kavun 5000 ton fasulye üretimi yapılmaktadır.

Meyve ziraatinde ise yıllık ortalama 6875 ton elma, 35000 ton üzüm, 640 ton armut ve 1150 ton ayva üretilmektedir.

İlçede 4 faal köy kalkınma kooperatifi vardır. Esnaf Kefalet Koop. Halk Bankası ile işbirliği içerisinde çalışmaktadır. Son zamanlarda Kalecik Karası üzüm bağlarına ağırlık verilmiş olup ilçemizde 2 adet şarap fabrikası yapılmıştır. 2200 hektar arazide ise bağ dikimleri devam etmektedir.



KALECİK’ İN COĞRAFİ DURUMU


Kalecik Ankara il sınırlarında yer almakta, Ankara’nın kuzeydoğusunda ve İç Anadolu Bölgenin Kuzey kısmında bulunmaktadır.

Kalecik’in toplam 51 tane köyü vardır. Kalecik ilçesi kuzeyinde Çankırı ili, Doğuda Kırıkkale’nin Sulakyurt ilçesi, güneyde Kırıkkale ili ve Elmadağ ilçesi batıda ise Çubuk ilçeleri ile komşudur.

Yüzölçümü 1317,55 km2, denizden yüksekliği yaklaşık 725m. Kadardır. Kalecik Ankara’yı kuzeye Çankırı ve Kastamonu’ya bağlayan yolun kenarında bulunmaktadır. Bu yola 5 km. lik yola bağlıdır. Ayrıca batısında Ankara-Çankırı-Zonguldak istikametinde uzanan bir tren yolu geçmektedir. İstasyon şehre 4 km. mesafededir.

İlçe Kızılırmak nehrinin suladığı verimli bir ovanın kenarında kurulmuştur. Kalecik’teki en yüksek dağ ilçe merkezi batısındaki İdris Dağıdır. (1194mt.) kuzeyindeki Bozkır Dağı (1117) ve güneyindeki ise Karagüney Dağıdır.

Kızılırmak nehri Kalecik’in güneydoğusu ve kuzeydoğusundan geçer şehre uzaklığı 4 km.dir. Uludere-Keçideresi-kaleçayı-Killik deresi ve Tekkavak deresi gibi çeşitli çay ve dereleri vardır.

Şehirde kara iklimi görülür yazları sıcak ve kurak, kışlar ise soğuk ve yağılıdır. Toprakları tarıma elverişlidir. Etrafı bağlar ve bahçeler ile çevrilidir. Halkı genellikle tarım ve bağcılıkla uğraşır. Arıcılık – hayvancılık – şarapcılık yapılmaktadır.




TÜRKLERDEN ÖNCE KALECİK


Kalecik ve çevresi bu gün olduğu gibi tarih öncesinde önemli yerleşim birimi olduğu çeşitli bilimsel araştırmalar ve kazılardan anlaşılmaktadır. Kalecikle Çankırı arasında bulunan (Çankırı’ya bağlı) İnandıktepe’de yapılan kazılarda eski Hitit dönemlerine ait bir Mabet, Bir Bağış Tableti ve bir Kabartmalı Vazo ile çeşitli tarihi eserler bulunmuştur. Bulunan eserlerin Hitit Kralı 1.Hattuşili zamanına ait olduğu anlaşılmıştır.

Bölgede Hitit hakimiyeti M.Ö. 1200/1190 yıllarında Hitit İmparatorluğunun yıkılmasına kadar devam eder. Hititlerden sonra bölgeye Firigler’in hakim oldukları sanılmaktadır. Firig hakimiyeti M.Ö. 650 yılında Firigler’in Batı Anadolu da yaşayan Lidyalılar’ın hakimiyeti altına girmesine kadar devam etmiştir. M.Ö. 550 yılında Lidyalılar’ı yenen Persler, bütün Anadolu’ya hakim olmuşlardır.

M.Ö. 331 yılında Büyük İskender Persleri yenerek bu imparatorluğu son vermiştir. M.Ö. 323 yılında Büyük İskender’in ölmesinden sonra Anadolu’nun bir kısmına Selevkoslar hakim olmuştur.

Daha sonra Anadolu’ya Trakya üzerinden gelen Galatlar Ankara ve çevresine hakim olmuşlardır. Galatlardan sonra Kalecik ve civarı uzunca bir süre Roma İmparatorluğunun hakimiyeti altında kalmış, M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılmasından sonra Bizans İmparatorluğunun hakimiyeti altına girmiştir, ve bu durum Türklerin Anadolu’ya gelişine kadar sürmüştür.


SELÇUKLULAR VE BEYLİKLER DÖNEMLERİNDE KALECİK


Kalecik’in Türkler tarafından fethi takriben 1075 yılına rastlar. Ünlü bir Türk büyüğü olan Seydi Battal Gazi tarafından Bizanslılardan alındığı bilinmektedir.

1243 yılında 2. Gıyasettin Keyhüsrev (1237-1246) kumandasındaki Anadolu Selçukluları ordularının Moğol ordusuna yenilmesi üzerine Kalecik bir süre Moğol idaresi altına girmiştir. Anadolu Selçuklu Devleti 1318 yılında son bulmuş ve Anadolu 1328 yılına kadar İlhanlıların hakimiyeti altına girmiştir.


CANDAR OĞULLARI BEYLİĞİ (İSFENDİYAR OĞULLARI)


Candar Oğulları Beyliği, Kalecik, Çankırı, Kastamonu ve Sinop civarında, 14. Yüz yıl başlarında Şemseddin Yaman Candar tarafından kurulmuştur. 1392 yılında Osmanlı İmparatorluğu, Yıldırım Beyazıt’ın oğlu Şehzade Ertuğrul Bey’in Kırkdilim savaşında Kadı Burhanettin’e yenilmesi üzerine, Kalecik ve çevresi Moğollar tarafından yağma ve talan edilmiştir.

Celaluddin Beyazıt Adil Bey öldükten sonra yerine oğlu İsfendiyar Bey geçmiştir. Bu yüzden Osmanlılar Candar Oğullarına İsfendiyar Oğulları da derlerdi. Yıldırım Beyazıt (1389-1402) Timur’la savaşmak için Ankara’ya Kalecik üzerinden gelmiş, ve bazı yerler Timur tarafından kendisine bırakılmıştır.

Daha sonra İsfendiyar beyin oğlu Kasım bey Osmanlı İmparatoru Çelebi Mehmet’ten (1402-1421) yardım isteyerek Çelebi Mehmet’tin müdahalesi üzerine İsfendiyar bey Çankırı – Kalecik – Tosya gibi yerleri Kasım beye vermek zorunda kalmıştır. 2. Murat’ın (1421-1451) yılları arasında İsfendiyar bey Oğlu Kasım Bey’e verdiği yerleri işgal etmiş ise de yapılan savaşta yenilmesi üzerine buraları oğluna tekrar bırakmak zorunda kalmıştır.

1461 yılında Osmanlı İmparatoru Fatih Sultan Mehmet’in Kastamonu’ya yürümesi ile Candar Oğulları Beyliği son bulmuş, Kastamonu Çankırı ve Kalecik yöresi Osmanlıların yönetimi altına girmiştir.


OSMANLI İMPARATORLUĞU DÖNEMİNDE KALECİK


Fatih Sultan Mehmet’in 1461 yılında Candar Oğulları Beyliği’ne son vermesi üzerine Kalecik tamamen Osmanlıların eline geçmiş oldu.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında Kalecik ve diğer bazı yerlerde “Ankara Sofu” denilen çok güzel bir çeşit kumaş dokunmakta idi, bu kumaştan üst elbiseleri yapılırdı. Kumaşın şöhreti Osmanlı İmparatorluğunu son zamanlarına kadar devam etmiştir. Bu devirde Kalecik’te ipek böcekçiliğide çok gelişmişti.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında Kalecik ticari yönden gelişmiş bir merkezdi ve “Küçük Mısır” namı ile bilinmekte idi. Ayrıca Kalecik’te bu devirde döşemecilik, kumaş ve dericilik gibi sanatların çok üstün bir seviyede olduğu bilinmektedir.

Kalecik’in Osmanlılarda ve geçmiş zamanlarda nedenli önemli bir kent olduğunu Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesin deki şu sözlerden anlamaktayız.

“....Oradan ileri gidip (Kalecik) Büyük Kalesine geldik... Burasını Bursa Tekfuru (Serdene) adlı Kral kızı için yaptırmıştır. Sonra Kastamonu hakimi (Topal Beyazıt) feth etmiş ve Osmanlılara baş eğmeyip nice köy ve kasabalara el uzatmağa başlamıştır. Nihayet Yıldırım Beyazıt Han bir gün birden bire bu kaleyi basıp feth eyledi. Hala Kangırı Sancağı hükmünde has ve su başlıdır. Yüzelli Akçalık Şerf kazadır. Kadısına senede dört kese has olunur. Kedhüda ve yeniçeri serdan, müftüsü, nakibülaşrafı, ayan ve eşrafı, kale ağası, yirmi kadar kale neferi vardır.”

Kalecik’te Osmanlılar zamanında Ahilik bir hayli ileri idi. Esnaf kuruluşun ahlaki değerlerine ve kurallarına titizlikle riayet ederdi. Örneğin Kale mahallesi halkı sabahleyin pazara inmedikçe kasaplar et ve sakatat satmazlardı. Halen Kalecik’te Ahi Kemal Mahallesi, Ahiler Mahallesi, Halil Ağa Mahallesi ve Ahiler İlköğretim Okulu gibi Ahiliği yansıtan isimler mevcuttur.


MİLLİ MÜCADELE YILLARINDA KALECİK


Milli Mücadele yıllarında Kalecik’in büyük ve önemli etkinliği ve rolü olmuştur. Bu etkinlikle; Ankara-Kalecik-Çankırı-Kastamonu-İnebolu Şosesinin varlığı büyük önem taşır.

Batı Anadolu o yıllarda işgal altında olduğundan, İstanbul ve çevresinden elde edilen mühimmat, cephane ve malzeme Karadeniz yolu ile İnebolu’ya getirilmiş oradan da Kastamonu-Ilgaz-Çankırı-Kalecik’e intikal ettirilmiş, buradan da Haymana cephesine sevk ettirilmiştir.

Milli Müdafaa Vekaletince Kalecik’e 14 ağız fırın yaptırılmış; Bu fırınlardan üretilen peksimet Haymana cephesine sevk edilmiştir.

O yıllar da Kalecik’teki Hamdi Camii ve başka camiler ile Hükümet Konağı cephede yaralanan askerlerin tedavisi için hastane haline getirilmiştir. Haymana cephesinden askerler kağnılarla buralara getirilir; Halkta sırayla bu hastaneler de kalan yaralı askerlere yemek ve diğer ihtiyaçlarının karşılanması için çalışmıştır.

Kurtuluş Savaşı sırasında Kalecik ilçesinin hizmeti büyüktür. İnebolu’ya gelen kuva-i Milliyeciler Kalecik’te misafir edilirlerdi. Yunan istilasından kaçan bazı batı Anadolu’lar Kalecik’e yerleşmişlerdir.

Bedeli sonradan ödenmek kaydıyla “Milli Yükümlülük Kanunu”gereğince Kalecik halkından silah, cephane, yük hayvanı ve bazı levazımatlar toplamıştır.

Kurtuluş savaşı yıllarında idarecilerin işi çok zordu. Üç yerden emir gelirdi.: Padişahtan, Mustafa Kemal’den ve Çerkez Ethem’den. Bu emirler hangisinin yerine getirileceği hususunda bir çok idareci tereddüde düşmüştür. Çok az bir istina ile Mustafa Kemal Atatürk’ün emirleri yenire getirilirdi. Atatürk Büyük Nutkunda; Çerkez Ethem tarafından Kalecik Kaymakamlığına gönderilen bir mektuptan söz etmiştir. Bu mektupta özetle kendilerine katılacak olan Kürt İsmail’e gerekli kolaylığın gösterilmesi istenmiştir.


KALECİK’E TÜRK HAVA KURUMU ŞUBESİNİN KURULMASI


Türk Hava Kurumu 16 Şubat 1925 tarihinde Atatürk tarafından kurulmuştur. İlçemizde de o tarihlerde kurulmuş olup Şubemize (Kalecik Şubesi) yapılan bağılarla bir uçak alınmıştır. 1925’ten 1935 yılına kadar ilk on yıl Türk Hava Kurumuna yapılan bağışlarla 351 adet uçak alınmış ve Türk Silahlı Kuvvetlerine bağışlanmıştır. Böylece devlete hiç yük olmadan sivil bir kuruluş üzerinden Türk Hava Kuvvetlerinin nüvesi oluşturulmuştur.